fbpx

TikTok’taki “Fear Food” Akımı Yeme Bozukluklarını İyileştirebilir mi?

Gönderen Alp Eren Gümüş
5 dk Okuma Süresi
  • “Fear Food” akımının temel kitlesini yeme bozukluklarıyla mücadele eden kişiler oluşturuyor.
  • “Fear Food” videolarında, iyileşme sürecinde olduklarını belirten içerik oluşturucuları, genellikle korktukları yiyecekleri kamera karşısında yemeye çalışıyorlar.
  • Bu tarz içerikler arasından milyonlarca görüntülenme alanlar da bulunuyor. Bütünüyle #fearfoodchallenge hashtag’i ise 470 milyondan fazla görüntülenmeye sahip.

“Fear Food” akımı kapsamında çekilen TikTok videoları, viral olmak için gereken bütün özelliklere sahip. Videolarda, kameranın karşısındaki hevesli bir yaratıcıyı, izleyiciyle birlikte zorlu fiziksel bir mücadeleyi tamamlamanın evrelerini izleme fırsatı buluyoruz. Ancak “Fear Food” akımı, diğer TikTok videolarından büyük oranda farklı. Bu videonun kitlesini yeme bozukluğuyla mücadele eden kişiler oluşturuyor.

“Fear Food” videolarında, iyileşme sürecinde olduklarını belirten içerik oluşturucular, genellikle korktukları yiyecekleri kamera karşısında yemeye çalışıyorlar. Bu tarz içerikler arasından milyonlarca görüntülenme alanlar da bulunuyor. Bütünüyle #fearfoodchallenge hashtag’i ise 470 milyondan fazla görüntülenmeye sahip.

Söz konusu videolara gelen yorumlar genel olarak olumlu ve içerik oluşturucuyu destekler nitelikte olsa da bazı olumsuz yorumları görmek de mümkün. Bazı izleyiciler, iyileşme sürecindeki insanların bazı yiyeceklerden korkmasını saçma bulduklarını belirterek acımasız yorumlarda da bulunabiliyor. Bu durum da videoları hiçbir bağlam olmadan insanların akışlarında gösteren bir algoritmanın risklerini ortaya koyuyor.

Yeme bozukluğu tedavisi uzmanları, Fear Food challenge videolarının yaratıcı olmakla birlikte izleyici için fayda ve riskleri bir arada barındırdığını belirtiyor. İnsanların, TikTok’ta özellikle sağlıklı yaşam ve gıda ile ilgili içerikleri keşfederek yeni yıla hazırlandıkları bir süreçte, bu tarz içeriklerin dikkatlice değerlendirilmesi gerekiyor.

“Fear Food” challenge nedir?

San Francisco UCSF Benioff Çocuk Hastanesinde yeme bozukluğu olan gençlerle ilgilenen ergen tıbbı uzmanı Dr. Jason Nagata, her kişinin yeme bozukluğu sürecindeki iyileşme yolculuğu farklı olsa da korkulan bir yiyeceği yemeye çalışmanın genellikle tedavinin bir parçası olduğunu söylüyor.

Anoreksiya nervoza, tıkınırcasına yeme ve bulimiya nervoza gibi yeme bozuklukları yaşayan bir kişi, olumsuz düşünce kalıplarını tetikleyen yiyeceklerle ilgili kaygı veya korku geliştirebilir. Bu tarz yeme bozukluğuna sahip kişiler, yiyeceklerin kilo almalarına neden olacağından endişe edebilir; belirli bir karbonhidratı yememek veya yağ içeren bir çeşni kullanmak gibi kendilerine koydukları kuralları ihlal edeceklerinden korku duyabilirler.

Yeme bozukluğu ile mücadele eden kişiler bu tür gıdalarla karşılaştıklarında içgüdüsel bir korku yaşarlar. Nagata, iyileşmenin bir aşamasının, daha önce zor gelebilecek yiyecekler de dahil olmak üzere çok çeşitli yiyecekleri yiyebilmek olduğunu söylüyor. Tedavide, korkulan bir yiyeceği denemek genellikle destek sunabilecek bir terapistin desteğiyle gerçekleşmekte.

TikTok’ta bu iyileşme egzersizi bir “meydan okumaya” dönüştürüldü.

Bazı içerik oluşturucular yüzlerini buruşturmak, geri çekilmek veya duraklamak gibi yemekten duydukları hafif ama kısa süreli rahatsızlığın görüntülerini paylaşırken büyük oranda çoğu karşılarındaki yemeği bitirmeyi başardı. Kimi içerik oluşturucu yemekten keyif aldıklarını belirtirken kimi de yemeği ne kadar özlediğini anlattı.

“Fear Food” akımının faydaları ve zararları ne olabilir?

Nagata, iyileşmenin genel hedeflerinden birinin; zayıflatıcı düşünceler veya anksiyete gibi yeme bozukluğuyla ilgili önemli semptomlara yol açarak kişinin yaşam kalitesini düşürmeyecek şekilde, diğer insanlarla birlikte sosyal bir ortamda sağlıklı yemekler yiyebilmek olduğunu söylüyor. Bu anlamda, korkulan bir yiyeceği geri kazanabilmek iyileşmenin önemli bir parçası olarak görülüyor.

Nagata, bir TikTok videosunda korkularını yenmeye çalışan içerik oluşturucuları görmenin durumu normalleştirmeye yardımcı olabileceğini söylüyor. Sonuç olarak kendi mücadelelerinde daha az yalnız hissedebilecek bazı izleyiciler durumdan etkilenebilir. Yapılan yorumlardan ve doğrudan mesajlarda ortaya çıkan destekleyici topluluklar da faydalı olabilir.

Öte yandan Nagata, içerikle ilgili bazı çekincelerini de dile getirdi. Nagata, içerik oluşturucuların yeme bozukluğuna sahip olmanın ya da bu durumdan kurtulmanın nasıl bir şey olduğunu anlayan kişilerden yoğun teşvik alırken, bu bilgiye sahip olmayan yorumcuların içerik oluşturuculara taciz ya da hakaret edebildiğini söylüyor.

Ayrıca, Fear Food videolarının yanlış bilgilendirmeler içerebileceğinden de endişe duyuluyor. Videolar, korkulan yiyeceği denemenin, yavaş başlamak yerine kısa sürede çok fazla tüketmek gibi daha az sağlıklı yollarını gösterebilir. Tıkınırcasına yeme döngülerinden geçen anoreksiya nervoza hastalarında, bir korkuyu yenmek için büyük miktarlarda yemek yeme eylemi bir tıkınırcasına yeme atağını tetikleyebilir.

Yeme bozukluğu yaşayan birinin TikTok’ta bu tür videolar izlemesi, kendisini içerik oluşturucu ile kıyaslamasına yol açabilir. Buradan çıkacak yanlış değerlendirmelerin de kişiyi olumsuz yönde etkilemesi muhtemel.

TikTok’un algoritması hem içerik oluşturucular hem de izleyiciler için kasıtsız bir risk de oluşturabilir. İçerik oluşturucular paylaştıkları videolarla etkileşim aldıkça iyileşmelerini olumsuz etkileyecek bir şekilde Fear Food videoları çekemye devam edebilirler.  Nagata, video çekmenin ve düzenlemenin stresinin yorucu olabileceğini söylüyor.

Tüm bu etkenler göz önüne alındığında Nagata dahil yeme bozuklukları alanında uzmanlaşmış kişiler, Fear Food videolarından olumsuz etkilenen kişileri güvenilir bir arkadaştan, sevilen birinden veya ruh sağlığı uzmanından yardım veya destek almaya davet ediyor.

Derleyen: Alp Eren Gümüş

alperen profil
Alp Eren Gümüş

Teknoloji, uçsuz bucaksız potansiyeliyle her geçen gün hayatımızın daha büyük bir parçası haline gelmekte. Tüm bu gelişmelerin peşinde, bizi biz yapan değerleri kaybetmemeyi dileyen bir hayalperest. Dijitaliyidir için Alp’in sloganı “dijital doğru ellerde iyidir” oldu.

Bu içeriği paylaş
Gönderen Alp Eren Gümüş
Teknoloji, uçsuz bucaksız potansiyeliyle her geçen gün hayatımızın daha büyük bir parçası haline gelmekte. Tüm bu gelişmelerin peşinde, bizi biz yapan değerleri kaybetmemeyi dileyen bir hayalperest. Dijitaliyidir için Alp’in sloganı “dijital doğru ellerde iyidir” oldu.
Yorum yaz