/

Tarladan Sofraya Kadar Her Aşamada, Yiyeceklerimize Daha Fazla Mikroplastik Giriyor

Yeni bir çalışma, küresel olarak mikro ve nanoplastiklerin ve plastik katkı maddelerinin tükettiğimiz gıdalar içerisinde yaygın olduğunu ortaya koydu. Bunların gıdalara nasıl ulaştığına dair fikir sahibi olsak da bu ürünlerin insan sağlığı ve gıda emniyeti üzerindeki etkileri hakkında birçoğumuzun fikri yok.

Ortalama bir insan her yıl yaklaşık 35 kg plastik atık atıyor ve bu da küresel olarak 303 milyon tona (275 milyon ton) ulaşıyor. Çevreye atılan plastik, mikro ve nanoplastik parçacıklara (MNP’ler) dönüşüyor. MNP’ler uzak dağ tepelerinden kutup bölgelerine, çöllere ve derin okyanus çukurlarına kadar hemen hemen her yerde bulunabilir. Mikroplastiklerin insan ve çevre sağlığı için oluşturduğu potansiyel tehlikelerle ilgili olarak 2000’li yılların başından ortalarına kadar MNP’lerle ilgili pek çok araştırma yapıldı.

Avustralya’nın ulusal bilim ajansı CSIRO tarafından yapılan yeni bir çalışma, mikroplastikler ve bunların gıda güvenliği ve emniyeti üzerindeki etkileri hakkında mevcut akademik literatürü analiz eden ilk çalışmalardan biri olarak alanında öne çıktı.

MNP’lerin insan gıda zincirine girmesinin birçok yolu var. En iyi bilinen yol trofik transfer adı verilen bir süreçtir. Hayvanlar mikroplastikleri vücutlarında taşırlar, bu nedenle diğer hayvanlar onları yediğinde mikroplastikler de yutulur ve besin zincirinde insanlara aktarılır. Ancak son zamanlarda, gıda işleme ve paketleme süreçleri MNP’lerin kaynağı olarak tanımlandı. Polietilen kesme tahtaları eti mikroplastiklerle kirletebilir. Paketlenmiş kümes hayvanlarının polistiren mikropartiküller içerdiği bulunmakla birlikte, paket yiyecek kapları ve plastik bardaklar da ilk kullanımda MNP’leri serbest bırakabilir.

Araştırmanın başyazarı Joost Nelis, “Örneğin taze gıda, toplandığında veya yakalandığında plastik içermeyebilir, ancak işlendiğinde, paketlendiğinde ve bize ulaştığında plastik içerir. Makineler, kesme tahtaları, plastik ambalajların hepsi mikro ve nanoplastikleri daha sonra tükettiğimiz yiyeceklerin üzerine bırakabilir.” dedi.

Araştırmacılar, insan hücrelerinde ve model organizmalarda MNP toksisitesi üzerine yapılan geçmiş çalışmaları değerlendirdi. Bazı etkiler arasında mitokondriyal disfonksiyon, enflamasyon, hücre ölümü ve kalp, akciğerler ve üreme organlarında toksisite yer alıyordu. Diğer çalışmalar, plastik nanopartiküllerin balık ve farelerde kan-beyin bariyerini geçerek beyin toksisitesine neden olabileceğini gösterdi.

Araştırmacılar, MNP’lerin her yerde bulunmasının, çeşitli insan gıdası kaynaklarında olması ve MNP içeriği ve dağılımına ilişkin düzenleme eksikliği nedeniyle bu durumun özellikle endişe verici olduğuna dikkat çekti. Aynı zamanda araştırmacılar, MNP’lerden suya, toprağa ve hayvan dokusuna sızan plastik katkı maddeleri konusunun yeterince araştırılmadığını tespit etti. Plastik katkı maddeleri, esnekliği artırmak veya UV radyasyonuna karşı korumak için üretim sırasında polimerlerle karıştırılan kimyasal bileşikler olarak örneklendirilebilir. Bu maddelerin özellikleri ve ne sıklıkla kullanıldıkları hakkında halk arasında önemli bilgi eksiklikleri var.

Çeşitli mikroplar, kendilerini plastik parçacıklara bağlayarak atık sudan insan bağırsağına kadar çevre yoluyla aktarılabilen ve gıda güvenliğini etkileyen koloniler oluşturabilir. Dahası, çalışmalar MNP’lerin antibiyotik direncine yol açabileceğini gösterdi.

Şu anda, MNP’lerin insanlara verdiği zararı gösteren kesin bir çalışma bulunmuyor. Ancak, gıdalarımız da dahil olmak üzere küresel olarak mikropartiküllerin ezici varlığı göz önüne alındığında, CSIRO ekibi plastiklerin ve plastik katkı maddelerinin gıda güvenliği ve emniyeti üzerindeki etkileri konusunda daha fazla çalışma yapılması çağrısında bulunuyor.

Nelis, “Eksik olan en önemli bilgi, mikroplastiklerin güvenli seviyelerinin belirlenmesidir. Şu anda gıda sistemindeki mikroplastik akışının tam olarak ne olduğunu veya hangi seviyelerin güvenli kabul edilebileceğini bilmiyoruz.” dedi.

Bu arada araştırmacılar, insanların çevreye giren MNP’leri azaltmak için üzerlerine düşeni yapabileceklerini söylüyor. Çamaşır makinelerinin daha az sıklıkta kullanılması bunlardan biri. Ortalama 6 kg’lık bir yıkama döngüsü sırasında sentetik giysilerden mikroplastik içeren 700.000’den fazla mikrofiber salındığı tahmin ediliyor. Bir başka yol ise mutfakta yiyecek hazırlarken ve saklarken daha az plastik kullanmak olarak tavsiye ediliyor.

Çalışma, TrAC Trends in Analytical Chemistry dergisinde yayımlandı.

Derleyen: Hatice Bulut

Bir cevap yazın